Ağır Metaller ve Sağlığımıza Etkileri


Ağır Metaller ve Sağlığımıza Etkileri

            Bildiğimiz üzere metaller yüksek ısı ve elektrik iletkenliğine sahip olan, işlenip şekillendirilebilen, oksijenli bileşikleri bazik oksit veren elementler olup günlük yaşamımızda ve endüstrinin her dalında kullanılmaktadır. Periyodik tablonun 105 elementinden 80’ini metaller oluşturmaktadır. Evlerde tencere, teknolojide, elektronik alaşımlarda, gemilerde, arabalarda aklımıza gelebilecek birçok yerde metallerden yararlanmaktayız. Kısacası metalleri günlük yaşamda her yerde kullanmaktayız. Peki bu metallere nasıl maruz kalıyoruz?

            Metaller; doğal veya antropolojik etkilerce hava, su ve toprak yoluyla besinlerimize ve içme sularımıza karışmaktadırlar.

Metaller zararlı mıdır?

            Aslında birçok metal insan vücudu için esansiyeldir ve alınması gerekmektedir. Örneğin kanımızdaki alyuvarlarda bulunan hemoglobin proteininde bulunan Fe+2(Demir) solunumumuzu devam ettirebilmemiz için gerekli olan oksijeni bağlar. Bu şekilde insan sağlığı için gerekli çinko, bakır gibi birçok metal vardır fakat bu metallerin vücutta fazla olması bir takım zararlara neden olabilmektedir. Bu şekilde eksikliğinde olumsuz etkilerinin yanında fazla alındıklarında insanlarda bazı toksik(zehirli) etkilerin gözlendiği yapılan çalışmalarda görülmüştür.

Ağır Metaller ve Zararları

Su ürünlerinde çok önemli yeri olan bir konuda ağır metal birikimidir. Sanayinin gelişmesiyle ve endüstri atıklarının denizlere boşaltılması sonrası denizlerde bir takım metal iyonlarının (Pb, Cr, Zn, Cu, Ni, Co, Cd, Fe, Hg, Ag) artışı ve canlıların bu iyonları bünyesine katmasıyla oluşan bir takım zararlı etkiler meydana gelir. Sanayi ve insan etkilerinin yanı sıra toprak erezyonuyla, atmosferdeki gazlar yoluyla, akarsularla, tarım yoluyla, denizaltı volkanik aktiviteler gibi yollarla denizlere metal iyonları taşınır. Deniz suyunda metaller fiziksel olarak dört esas formda bulunur. Bunlar; Suda çözünmüş olarak, kolloid parçacıkları olarak, canlı organizmaların bünyesinde, diğer kolloid parçacıkları üzerindedir.

İnsanların vücutlarında biriken metal iyonlarının vücuttan atılması çok uzun yıllar gerektirmektedir. Bu metal iyonlarının vücutta birikimi toksik etkiye neden olmaktadır. Bu duruma en bilindik örnek Japonya’da görülmüş olan cıva zehirlenmesi ile oluşan Minamata hastalığıdır. Bunun nedeni Minamata’ da kurulan bir fabrikadan metil-cıva bileşiğinin körfeze dökülmesi ile o körfezde bulunan balıkların vücutlarında birikmesi ve o balıklarla beslenen bölge halkının ağır metal olan cıva (Hg) zehirlenmesiyle felç ve ölümlere neden olmasıydı.

Kadmiyum(Cd) bilinen en zehirli metal elementlerinden biridir. Vücutta fazla birikimi İtai itai olarak bilinen kemiklere ve iskelete zararı olan romatizmalı bir hastalıktır. İlk 1947 yılında Japonya’da görülmüştür. Metal iyonları birikimi sinir iletimini engelleyebilmektedir bu nedenle sinirsel iletim bozukluğu ve insanın kaslarını kontrol edemediği hastalıklar ağır metal kirliliği ile meydana gelmektedir. Kurşunda (Pb) biyolojik olarak parçalanamaz ve toksik olmayan forma çevrilemez ve ciğerlerde birikerek insan sağlığını olumsuz etkiler. Alüminyum, bakır, nikel vücuda alındığında diğer ağır metaller gibi insan sağlığını olumsuz etkiler.

Sonuç:

Metaller denizlerde daha çok dibe(sedimente) çökerler bu nedenle dipte yaşayan canlılarda özellikle midye ve deniz çayırlarında birikiminin yüksek olduğu yapılan biyo- akümülasyon çalışmalarında görülmüştür. Besin zincirinde bu canlılarla beslenen diğer balıkların bünyesinde ağır metal birikiminin devam etmesi ve soframıza kadar gelmesi kısa zamanda olmasa da uzun zamanda insan sağlığını olumsuz etkilediği bilinmektedir. Gerekli ölçüde alındığında insan sağlığına yararı olan birkaç metalin dışında ağır metaller vücuda alındığında zehirleyici etkiler göstermektedir ve insan vücudundan atılamazlar. Bu nedenle sağlığımız için çok fazla yararı olan balıktan vazgeçmek yerine denizlerimizi bu ağır metal ve kirlilik etkenlerinden korumaya özen göstermeliyiz.

 

Deniz Bilimci Onur KASAP

Leave a Comment